AKDER WOMEN'S RIGHTS ORGANIZATION AGAINST DISCRIMINATION

  (90) 212 5290456 , Cep Tel : (90) 531 8851228

 

Adım adım İstanbul-Ankara yolu, her gönül bir köprü hak yolunda ...

...İman etmiş olmanın güvencesiyle yürüyorlar yollarında dosdoğru. Girdikleri her şehir, şimdiye kadar sadece onları bekliyormuşcasına bağrına basıyor her birini. Köylerden kopup geliyor ihtiyar dedeler ve nineneler. Bir tas ayran, bir dilim karpuz ikram edebilmek için seferber.

" Bizim köyümüze de gelin!" diyorlar canı gönülden. " Bizim köyümüze de gelin!"

Onların köyüne giderse; bu onurlu körpecik bedenler, köylerinin de; bu başı dik, asil yürüyüşten nasipleneceğini düşünüyorlar. Bembeyaz umutların sembolu sırtındaki önlükler...

Leke tutmasın diye hiçbir zaman, geceden sabaha yıkanıp ütüleniyor...Onlar şimdi herkesin kızı, herkesin bacısı ve yeşerecek her umudun taşıyıcısı. Her biri Nene Hatun'du Ankara yolunda. Her biri Halide Onbaşı.Umudun sahiplerinin, her dakika yeni bir yorgunluk binerken bedenlerine...Ayakları yere basmaz oluyor, kanatlanıyor ruhları. Kim bu kadar sevilmiştir...Ve kimin acısı bunca yürekten paylaşılmıştır.

26.06.1998 / Fatma K. BARBAROSOĞLU /Yeni Şafak

 

 

20 Haziran 1998

Cumartesi günü başörtülü 60 öğrenci Cerrahpaşa'dan yola çıkarlar. Arkalarında Cerrahpaşadaki eylemleri devam ettiren arkadaşları, önlerinde katetmeleri gereken uzun bir mesafe vardır. Bunun farkındadırlar.

Ama onlar geçen aylar içerisinde bütün çabalarına rağmen seslerini yetkili isimlere ve mercilere duyuramamışlardır. Şimdi bunu yapmak için yola çıkacaklardır.Anadolu'ya gidecek, yol boyunca halka bilmediklerini anlatacak, duyarsız yetkilileri şikayet edeceklerdir. Halkın desteğiyle Ankara'ya girecekler ve yetkililerden bu sorunu çözmelerini isteyecekler.

Yol boyunca coşkulu kalabalıklar karşılar onları. Çiçekler verirler, kucaklarlar, yorgunluklarını unuttururlar. Evlerinin pencelerinden el sallayan, bayrak açan bu insanlar yollarının üzerinden geçen özgürlük öğrencilerini bir anne gibi bağrına basar. Geceleri öğrencileri misafir etmek için yarışır insanlar. Beyaz Yürüyüş'ün her gecesinde öğrenciler uyurken, ev sahipleri gizli gizli öğrencilerin beyaz önlüklerini yıkar, kurutur ve ütüleyerek sabaha hazır ederler.

Harem'den Gebze'ye, Adapazarı'na, Hendek'e, Düzce'ye, Bolu'ya, Yeniçağ'e, Gerede'ye, Kızılcahamam'a uzanan yolculuk Ankara'ya dayandığında yine polisler karşılar öğrencileri...

Saatler süren gergin bir bekleyişin ardından kendilerini karşılamaya gelen sayıları 10 bini bulan Ankaralılar ile birlikte şehre girerler. Üçer beşer kişilik gruplar halinde siyasi partileri ve yetkili makamları ziyaret edip durumlarını anlatırlar:  " Sizin gelmeniz gerekirken biz geldik ve halimizi arz ettik. Biz sizi seçenleriz. Sizi seçenlerin çocuklarıyız..." derler.

"Özgürlük Zinciri"ni dünya duyar

İnanca Saygı ve Düşünceye Özgürlük için Elele Zinciri sadece Türkiye'de değil dünya çapında ilgi görür. Avrupa ve Amerika'nın bir çok yerinde de " İnanca Saygı, Düşünceye Özgürlük İçin Elele Zinciri" oluşturulur. CNN başta olmak üzere dünyanın birçok büyük televizyon kanalı bu eyleme geniş yer verir.

19 Ekim 1998

İnsan Hakları Kukukçular Komitesi ( LCHR ) İdari Direktörü Michael H. Posner, 11 Ekimde gerçekleştirilen eylemin devlete karşı bir ayaklanma değil, Avrupa İnsan Hakları Komisyonunun altını çizdiği " Demokratik toplumların ana haklarından biri" olduğunu söyler.

12Ekim akşamı 34'ü bayan 75 kişi gözaltına alınır. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde bu eylemle ilgili olarak dava açılır.

Savcı iddianamesinde sanıkları " Halkı kin ve düşmanılığa açıkça tahrik etmek"le suçlar...

 

Gençtiler...Susmadılar...

Resimlerle Beyaz Yürüyüş

Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği . Tüm Hakları Saklıdır. Yayınlanan yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması  5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.